Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

 

TARİHÇE :


            Geçmiş tarihi dönemeçleri araştırma yapılmaması dolayısıyla tam bilinmemekle beraber MÖ, HİTİT (ETİ)’lerin, FRİGYA’lıların LİDYA’lıların, PERS’lerin ve HELENİSTİK dönemde Büyük İskender’in hakimiyetinde bir bölge iken İtalya’da başlayan ROMA hakimiyeti İç Anadolu’ya kadar yayılmıştır. Daha sonra köyler kurarak hakimiyetlerini sürdürmüşlerdir. Yönetim sistemi olarak önemli merkezlere Konsüller (Kaymakam) atanmıştır. Bu durumdaki köylerden birisi de KLENEOS yani şu anki Derbent köyüdür. Bu köylerin hepsi AMORİUM yani Emirdağ-Hisarköy’e bağlı idiler.

 

            Daha sonra BİZANS’lılar egemen olmuşlardır. EMEVİ ve ABBASİ’lerin İslamiyeti yaymak amacıyla verdikleri mücadeleler bu bölgede yoğun şekilde yaşanmış Selçuklular döneminde, yani 1068’li yıllarda Emir Afşin, Sultan Alparslan’a bölgeyi aldığını bildirmiştir.

 

            1116’da Bizanslılarla yapılan savaş BOLVADİN civarında geçmiş Selçuklu Sultanı orduyu güneydeki dağın yamacına, Emir Mengücük ise kuzeydeki dağın yamacına yayılmış ve bu bölgeye EMİRDAĞ denilmiştir.

 

            Daha sonra BAYAT ve AKPINAR köylerine Türkmenler yerleştirilmiştir.

 

            Osmanlı döneminde, Barçunlu (BAYAT) önemini arttırarak önemli bir konaklama alanı olmuştur. Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Savaşına giderken BAYAT’da konakladığını (1514) Haydar Çelebi Ruznamesinden öğrenmekteyiz.

 

            Tarihsel değerlendirmede Yörükler ilk kez Fatih Kanunnamesinde yer alırlar. Meraların kullanımları, çeşitli isyanlar vb. sebeplerle Anadolu’nun değişik yörelerine yerleştirilmişlerdir. Divan-ı Hümayun ile Mühimme Defterlerinde bir kısmının kaydı bulunmakla beraber detaylı çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

 

            DERBENT (Halk dilinde DEVRET) köyünün ise şu anki mevcut alana yerleşimleri konusunda değişik rivayetler olmakla beraber, YÖRÜKLERİN genel felsefelerine uygun olarak hayvancılıkla geçimlerini sağlamaları ve çiftçiliğe geç adım atmaları ve daha çok konar-göçer yaşamları dolayısıyla eşkıya ve yırtıcı hayvanlardan korunmak ve yerel otoritelerin denetiminden uzaklaşmak üzere mevcut alana geldikleri değerlendirilebilir.

 

            Ayrıca OSMANLI İMPARATORLUĞU döneminin 15. ve 17. yüzyılları arasındaki kargaşa ortamında birbirini izleyen ayaklanmalar 1760’lı yıllarda Çorum Mutasarrıfı CERİDOĞLU’nun çıkardığı isyan ve sonrasında 1780’li yıllarda YOZGAT civarından Devret yaylasına gelindiği anlaşılmaktadır.

 

            “Osmanlı Teşkilatı gerekli gördüğü yerlere iskan yapabilmek için yükümlülüğü olmayan halkı bulundukları mekandan kaldırıp, başka yerlere naklederlerdi. Bu şekilde İmparatorluk camiasını teşkil eden kitlelerin kaynaşması ve boş yerlerin iskan cihetine gidilmişti......” (Prof. Dr. Cengiz ORHONLU- Osm. İmp. Derbent Teşkilatı adlı eserinden alıntıdır.) (III. Ahmet Dönemi) 24 Oğuz boyundan birisidir.

 

            EMİRDAĞ :

 

            Bugün Emirdağ ilçesi, 200 bin hektarlık alanı, köyleriyle beraber 50 bine yaklaşan nüfusu ile Afyon’un dördüncü büyük ilçesidir. Bu nüfus 1950’li yıllarına Emirdağı’ndan daha düşüktür. En büyük neden çok büyük göç hareketinin olması, verimli toprakların azlığı ve sanayileşememesidir. Nüfusun büyük kesimi Eskişehir’e göç ederken ikinci büyük kesimi ise Belçika, Almanya ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde yaşamaktadır.

 

            Bugün Belçika-Brüksel’in Scarberg Caddesi adeta Emirdağ ilçesinin kültürel uzantılarıyla dolu olup, “Emirdağ’mı büyük, Türkiye’mi büyük” sorusunun Avrupa’da yankılanmasına sebebiyet vermiştir. Brüksel ve Gent’teki bir takım vatandaşlarımız ise Derbent köylüleridirler.

 

            İşsizlik, Avrupa’daki yaşam standartlarının yüksekliği Derbent gençliğinde olduğu gibi tüm Emirdağ ve Bayatlılarında evlilik yaparak yurt dışına çıkma arayışını hiç durmaksızın devam ettirmiştir.

 

            BAYAT:

 

            Bugün Bayat ilçesi,

            1987 yılında ilçe statüsünü kazanmış, küçük ama Ankara yolu üzerinde olması sebebiyle gelişmeye açık bir ilçedir.

 

            Bayat ilçesi Oğuz Türklerinin Bayat boyu olarak 1147’li yıllarda bugünkü alanında kurulmuştur. Barçınlı ve Han Barçın olarak ta adlandırılan Bayat İstanbul-Bağdat kervan yolu üzerinde bulunması sebebiyle Bizanslılar ve Osmanlılar döneminde önemli konaklama merkezi olmuştur.

            12 köyü olup yaklaşık rakımı 1050’dir.

 

            Nüfusu toplam 9.000 civarında olup yaklaşık 5.000 nüfus ilçe merkezinde barınır. Alanın genelde dağlık olması sebebiyle, tarım yeterince yapılamamaktadır.

 

            En önemli yaylaları Çöğürlü, Çanacık, Mekan, İnpazarcık ve Kazankaya’dır. Geçim kaynaklarının dar oluşu, çeşitli alternatif kazanç alanlarının oluşması çabalarına hız vermiştir. Bu alanda kilim dokumacılığı önemli bir aşamaya gelmiş, kök boyadan yapılan kilimler Türkiye çapında müşteri toplamaya devam etmektedir.

 

        DERBENT’İN KURULUŞ EFSANESİ

    Osmanlı Devleti kurulduktan sonra, Gömü Kasabası yakınındaki Porsu (Yozgatören) bölgesine bir grup yörük obası yerleştirilir. Başlarında Mehmet adında bir beyleri vardır. Mehmet Bey iyilik sever, düşkünlere yardımcı, fakir fukarayı gözeten onların karınlarını doyuran birisidir.

    Zamanla çevre köylerle ve obalarla aralarında husumet doğar. Mehmet Bey ve obasını, zamanın padişahına şikayet ederler. Osmanlı Devleti, şikayetlerin dinlenmesi olası mağduriyetlerin giderilmesi için bir müfreze asker gönderir. Mehmet Bey ve Obasının ağır şekilde cezalandırılması amacıyla yola çıkan müfreze subayı kendisini ve kimliğini gizleyerek olayları bir müddet izler, inceler, araştırır. Mehmet Bey ve Obasının suçlu olmadığı kanaatine varır. Ancak, padişahın emri gereği suçlu farz edilen obanın oradan kaldırılması, suçluların öldürülmesi gerekmektedir. Obanın suçsuz olduğunu gören Müfreze Subayı, Mehmet Bey’i öldürmez bölgeyi terk etmesini emreder.

    Mehmet BEY ve Obası Yozgat’a giderler. Oraya yerleşir, orada yaşamaya başlarlar.

    Beylik çekişmesi sonucu, bir grup ayrılmak zorunda kalır. Ayrılanlar batıya yönelirler..,bir kısmı Kırıkkale, bir kısmı Elmadağ, bir kısmı Polatlı bölgesine yerleşirler.Kalan bir kısmı ise eski yerleşim yerleri olan, Gömü yakınlarındaki Porsu(Yozgatören’e) geçip yerleşirler.

    Karakeçili yörüklerinden olan bu obadan yedi çadır(hane) ayrılarak, ormanlık olan Derbent Köyünün şimdiki yerleşim yerine gelerek kendilerine yurt edinirler.

    Yaklaşık 250 yıl önce Derbent’e yerleşen yedi hane şunlardır.

 

    Adları : Yerleştiği Bölge: Şimdiki Soyadları:

1. Esmeoğlu Abdullahlı Mh.(Arkıt) Altınok

 

2. Hallapoğlu “ Hopa

 

3. Evilceoğlu Dere Mh. Avcı

 

4. Hacı İsaoğlu Orta Mh. Kazankaya

 

5. Höceloğlu Orta Mh. Kanat

 

6. Bekaroğlu Bekarlı Mh. Bekar

 

7. Ceritoğlu Ceritli Mh. Cirit

 

    Bunların dışında ve daha sonradan gelenler...

 

1. Köksoy’lar Özburun çevresinden

2. Sakartepe’ler Kurudere köyünden

3. Gölcük’ler Maçaklı köyünden

4. Düzbel’ler İmrallı köyünden

Çelik’ler(Amatlı) Musul Türkmenlerinden

Taşpınar’lar(Cezaylı) Musul Türkmenlerinden

DERBENT ADI

Derbent : a) İki dağ arasındaki geçit,küçük kale,(Büyük Türkçe Sözlük) Dr. Mehmet DOĞAN

 

b) İstanbul-Bağdat kervan yolu üzerinde bulunan ve Derbent denilen Karakollardan birisidir.

Yakınlarındaki derbentler:

 

Han Derbent’i Bayat Derbent’i Derbent(Bizim Köy) Kapaklı Derbent’i

 

Köye adını veren Derbent(Karakol)’un kalıntıları köyün güney tarafında Okçuoğlu mevkiinde “Han Yeri” olarak bilinmektedir.

 

* İstanbul-Bağdat yolu üzerinde bulunan konaklama yerinde, kervanlar mallarını takas ederler (adeta bir Pazar yeri gibi.), birbirlerine devir ederler. DEVİR ET zamanla DEVRET sonunda DEVRENT olarak adlandırılmıştır.

 - Anasayfa -